Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Medyanın Rolü

 

Basında, kadına karşı şiddet haberlerine yer verilmesi toplumda farkındalık oluşturup bu yarayı gündemde görünür kılması açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak, bu konuda da gözden kaçırılmaması gereken noktalar vardır. Öncelikle, kadına karşı şiddetin basındaki takipçileri daha çok kadın yazarlar ve kadın muhabirlerden oluşmaktadır. Ancak, basında kadın sayısı giderek azalmakta, kadın yazarlar ve muhabirler daha çok hafta sonu eklerine kaydırılmak istenmektedir. Türkiye’de yazılı basındaki kadın yazarların oranı sadece yüzde on yedidir. 36 tv kanalında ise sadece üç kadın yayın yönetmeni bulunmaktadır. Kadın yazar ve muhabirler azaldıkça kadına karşı şiddet haberlerinin takibi de azalmaktadır. Kadınların basında hak ettikleri niceliksel değere sahip olmaları ‘kadına karşı şiddet’le mücadele için elzemdir.

 

Kadına Karşı Şiddeti Önlemek İçin Önce Medyayı Eğitmek

 

Basında ‘kadına karşı şiddet’ haberlerine yer verilmesi bu konudaki umursamazlığı delmek ve şiddetle mücadele konusunda farkındalık yaratmak için gereklidir. Unutulmamalıdır ki, basında yer alan şiddet haberleri savcıları, mülki amirleri ve uygulayıcıları da etkilemektedir. Bunun için, dava ve olay haberleri basına mutlaka yansımalıdır. Aile içi şiddeti önlemeye yönelik 4320 sayılı yasayı geliştiren ve daha fazla koruyucu önlem taşıyan yeni bir yasa tasarısı çeşitli hukuk derneklerinin de katkısı ile hazırlanmış ve Bakanlar Kurulu gündemine getirilmiştir. Tasarı aynen yasalaştığı takdirde, radyo ve tv kuruluşları kadına karşı şiddetin önlenmesi için her ay 90 dakika yayın yapmak zorunda olacaklardır. Son olarak, yerel basın kuruluşlarının kadına karşı şiddet konusunun önemi hakkında bilinçlendirilmesi ve bu konuya hassasiyetlerinin arttırılacağı bir habercilik etiği oluşturulması gereklidir.

 

Tiraj Arttırmak İçin Kadına Karşı Şiddet Haberleri 

 

Yıllardır ‘kadına karşı şiddet’ haberlerini üçüncü sayfasından yansıtan basın bu konuda daha fazla sorumluluk sahibi bir rol ve üslup üstlenmelidir. ‘Kadına karşı şiddet’ haberleri basın kuruluşlarının birçoğu tarafından tirajı arttırmak amaçlı haber olarak verilmektedir. Buna ek olarak, şiddet olayları sıradan birer adli vaka gibi sunulmaktadır. Şiddete uğrayan kadınları ise birer kurban gibi gösteren gazetecilik anlayışı maalesef giderek yerleşiklik kazanmaktadır. Eril şiddet tarafından hayatına son verilmiş ya da yaralanmış kadın bedenlerini manşetlerine taşıyan basın kuruluşları sonrasında vakaların davalarına dahi yer vermemektedirler. Bununla birlikte, kadına karşı şiddet davalarından derlenen haberlerde, kadın için bir kurban portresi çizilmekte ve kişisel mahremiyete önem verilmeden yaralı kadınların görüntüleri basında yer almakta iken, eril şiddet es geçilmekte ya da detaylara inilmeden erkek için sıradan adli bir suçlu portresi çizilmektedir.

 

 

Utanç Davasında Son Durum

 

 

Kamuoyunda ‘utanç davası’ olarak bilinen N.Ç. ile ilgili dava sonuçlandı. 2002’de Mardin’de gerçekleşen olaylar sırasında N.Ç. sadece 13 yaşındaydı. N.Ç., iki kadın tarafından aralarında devlet memurlarının da bulunduğu 26 kişiye pazarlandı. Olayın duyulması üzerine küçük kızı pazarlayan iki kadın ve 26 kişi hakkında dava açıldı. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 sanığa alt sınırdan 5 yıl ceza verdi ve iyi hal indirimiyle de 4 yıl 2 aya indirdi. Mahkeme, sanıkları cezalandırırken eski TCK’nın “Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerse 5 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapse mahkum olur.” şeklindeki 414. maddesinin 1. fıkrasını uygulayarak N.Ç.’nin, kendi rızasıyla fuhuş yaptığı yorumuna imza atmış oldu.

Başsavcılık, yerel mahkemenin “Kızın rızası vardı” gerekçesiyle verdiği hafif cezaları onaylayan Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin kararını hukuka uygun bulduğu için itiraz etmedi.

 

 

Malala’nın Hikayesi

 

 

Malala Yusufzay, BBC'nin Urduca Servisine yazdığı, vadinin kontrolünü ele geçiren Taliban militanlarının yönetimi altında yaşamanın nasıl bir şey olduğu ile ilgili günlüğüyle gündeme gelmişti. Malala Yusufzay, Taliban Swat Vadisinin kontrolünü ele geçirdikten sonra günlük yazmaya başladığında 11 yaşındaydı. BBC Urduca Servisi için tuttuğu günlükte militanlar tarafından kendisine yaşatılan eziyeti anlattı.

Yusufzay günlüğünü Gül Makai ismiyle yazıyordu. Kimliği, Taliban bölgeden çıkarıldıktan sonra, cesareti için ödül alması ve uluslararası çocuklar için barış ödülüne layık görülmesi ile birlikte ortaya çıktı. Ekim 2012’de Pakistan’da Taliban militanları tarafından başından vurulan 14 yaşındaki Malala kısa zamanda ‘kız çocuklarının eğitim’i konusunda sembol bir isim haline geldi. Tedavisi için İngiltere’de olan Malala’yı halen iki uzun ve zor ameliyat ve ardından da fiziksel ve psikolojik bir rehabilitasyon süreci beklemekte.

Birleşmiş Milletler tarafından ‘I am Malala’ sloganı ile Pakistan’daki tüm kız çocuklarının 2015’e dek eğitim haklarına kavuşması amacıyla bir kampanya başlatıldı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon da bundan sonra 10 Kasım’ın Malala Günü olacağını açıkladı.

 

 

 

 2012 Yılının Ekim Ayında Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddet Suçları Bürosu Kuruldu

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı geçen ekimde Türkiye’de bir ilk olarak ‘aile içi ve kadına karşı şiddet suçları bürosunu kurdu. Bu tür vakalarda uzmanlaşacak bir ekibin oluşumu ile işi hızlandırmak ve kadını korumaya yönelik pozitif ayrımcılığı desteklemek amacıyla kurulan büroda yedi savcı görev yapıyor. Büronun kuruluşundan bu yana savcılığa toplam 3868 olay yansımış. Bu da ayda 1100 kadar dosyaya tekabül ediyor.

Büronun açılması kuşkusuz ki çok önemli bir gelişme ancak savcılar aile içi şiddet konusunda yeterli yetkiye sahip olmadıklarını söylüyorlar. Savcı Selim Altay yasada koruma tedbiri yetkisinin mülki amire ve kolluk amirine verildiğini söylüyor: “Şiddete uğrayan kadın karakola gidiyor. Kolluk kuvveti nöbetçi savcıyı arıyor ve talimat istiyor. Biz de ‘3. maddedeki tedbirleri uygulayın’ diyoruz. Yani ‘Eve yaklaşmasın, telefon etmesin’ gibi... Ama talimat veremiyoruz. Savcılara geçici de olsa bu yetki verilmeliydi.” 
Savcı Fehmi Tosun’a göre de işleyişte küçük sorunlar var: “Başka vakalarda kolluğa, ‘Şu binayı ara, bilişim sistemlerini kapat’ gibi çok daha ağır talimatlar verirken bu konuda ihbarla yetiniyoruz. Bu zaman zaman zafiyet de yaratıyor. Ancak savcıya intikal eden durumlarda gelişme var.” Fehmi Tosun’a göre savcılar her evrakta koruma tedbiri ihbarında bulunuyor. “Aile mahkemesi de herhangi bir riske meydan vermemek için tedbir kararını alıyor.” Selim Altay da caydırıcı etkisi bulunan hapis cezasından bahsediyor: “İlk etapta üç günden 10 güne kadar zorlama hapsi bu kanunun en büyük yeniliği. İndirim veya paraya çevirme söz konusu değil.” (www.hurriyet.com.tr)

 

Askere "Aile İçi Şiddet” Dersi Başlıyor

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan protokol uyarınca, Jandarma Subay ve Astsubay okulları eğitim müfredatına “evlilik öncesi eğitim programı” çerçevesinde “kadına yönelik şiddetle mücadele” dersi konuldu. Jandarma subay ve astsubaylarının dışında, er ve erbaşlara da, askerde oldukları dönemde seminerlerle, kadına yönelik şiddet eğitimi verilecek. İlk uygulama olarak Bursa İl Jandarma Komutanlığı’ndaki 1.250 askere “evlilikte iletişim, evlilik ve sağlık, evlilik ve hukuk, aile içi şiddet” konularında eğitim verildi. Dört gün süren eğitimi tamamlayan askerler sertifikalarını törenle teslim aldılar.
Uygulamanın ne derece önemli olduğunu vurgulamak isteyen Bursa İl Jandarma Komutanı Albay Vedat Çolak, jandarma sorumluluk bölgesindeki aile içi şiddet rakamlarını paylaştı. Albay Çolak, “11 bin 270 kilometre yüzölçümü olan şehrimizin yüzde 91'inden jandarma sorumludur” dedi ve aile içi şiddet olaylarının jandarma sorumluluk sahasındaki verileri incelendiğinde 2010 yılında 242, 2011 yılında 197 ve 2012'de 184 olmak üzere son üç yılda toplam 623 aile içi şiddet olayının meydana geldiğini açıkladı. Rakamların ürkütücülüğü ve konunun önemine binaen jandarma bünyesinde 'Kadın ve Çocuk kısım Amirliği' oluşturulduğuna işaret eden Albay Çolak, karakol komutanlıklarında kadın ve çocuk işlem astsubaylıkları ihdas edildiğini dile getirdi.


Bursa’dan sonra diğer Jandarma Komutanlıkları’nda da uygulanacak olan eğitim için planlanan konu başlıkları ise şöyle; temel kavramlar, kadınların durumu, ulusal hukukta toplumsal cinsiyet eşitliği ve kurumlar, uluslararası hukukta cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet, töre ve namus cinayetleri, zorla ve erken evlilikler, kadına yönelik şiddetle mücadele, ulusal mevzuat, uluslararası mevzuat, kolluğun görevi, şiddet vakasına müdahale.